kzorlu77 @ gmail.com

Terörün hain ve kanlı yüzü can almaya devam ediyor. Bu kez de Şanlıurfa’da görev yapan 23 yaşındaki öğretmenimiz Necmettin Yılmaz’ı toprağa verdik. Necmettin öğretmen memleketi Gümüşhane’ye dönerken Tunceli’de PKK’lı teröristler tarafından şehit edildi. Tıpkı 22 yaşında şehit edilen Aybüke öğretmen gibi o da Türk milletinin yüreği, feryadı oldu.

 

Ailesinin cenazede “hainleri sevindirmeyeceğiz” diyerek haykırması aslında hepimize bir işaretti.

Birlikte yaşamaya, birlikte inşaya ve birlikte Türkiye olmaya tamam ama terörle müzakere değil sonuna kadar mücadele demekti bu...

Bu mücadelede terörü/teröristi meşru kılacak hukuksal boşluklara izin verilmemeli. Geçen hafta gündeme taşıdığımız “Öcalan posteri asmayı” terör propagandası olmaktan çıkaran yasa önemli bir örnek. Toplumun yoğun tepkisine rağmen söz konusu yasanın gözden geçirilme süreci başlamış değil. Oysa böylesi adımlar mücadelenin kararlılığını ortaya koyan bir potansiyel taşıyor.

Toplumdaki beklenti...

Necmettin Yılmaz’ı son yolculuğuna uğurlarken Tunceli’den anlamlı bir ses yükseldi. “Ne istiyorsunuz? Hayatının baharında 23 yaşındaki öğretmenden ne istediniz? Bu işlediğiniz adi cinayetle siz bu coğrafyada sadece gencecik bir insanı değil insanlığı, vicdanı, haysiyeti, onuru da katlettiniz. Munzur Dağları’nın piri pak suyunu bu adi cinayetle kirletmeye utanmadınız mı?” diyordu.

CHP Tunceli İl Başkanı Ali Rıza Güder’in duygulandıran bu konuşması partisine yönelik olumsuz ve etkili bir algının karşısına yeni bir sosyal konumlanma yaratacak yer ve zamanlamaya sahipti. Zira CHP’nin en çok eleştirildiği hususlardan biri de kimi meselelerde HDP ile yürüttüğü diyalektik ve bunun toplumun bir bölümünde meydana getirdiği güçlü kanaatti. Çok geriye gitmeye gerek yok referandum sürecinde bile evet cephesinin kullandığı en önemli argüman “HDP ve PKK da hayır diyor” şeklindeydi.

Üstelik Güder sıradan bir il başkanı değildi. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun memleketi Tunceli’nin temsilcisiydi. Bu sebeple sözleri geniş kesimlerde yankı buldu. İl Başkanı Güder konuyla ilgili görüşmemizde önemli bir noktaya temas etti. “Burada suni bir korku duvarı var. Bunu yıkmak zorundayız” dedi. Aslında devletin terörle mücadelede sağlamaya çalıştığı bir sosyal yönelim bu…Ve özellikle bölgedeki diğer CHP teşkilatları açısından ciddi bir tespit noktası. Bakalım önümüzdeki dönemde CHP kanadında buna benzer çıkışların olup olmayacağını göreceğiz.

Çakıroğlu bir sembol oldu

20 Şubat 2015 tarihinde Ege Üniversitesi’nde yakın tarihimize ışık tutacak olaylarından birisi yaşandı. O dönem sözde çözüm sürecinden faydalanarak üniversitelerde gücünü artıran PKK terör örgütü (alt yapılanması YDG-H üyeleri) ile ülkücü öğrenciler arasında çıkan olayda 1991 doğumlu Fırat Çakıroğlu şehit oldu. Kimi yerlerde “Karşıt görüşlü öğrenciler arasındaki kavga” şeklinde sunulan bu olay kısa zamanda geniş kesimlerin hassas noktası haline geldi. Öyle ki Fırat Çakıroğlu ismi teröristler ile vatanseverler arasındaki mücadelenin simgesi oldu. Ve nihayet mahkeme dün kararını verdi. Çakıroğlu’nun katili ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

Öz cümle: Aybüke, Necmettin, Fırat ve diğerleri... Onlar şehitlerimiz ve hepsi artık Türk milletinin gözbebeği. 

gazetevatan