Giriş
Türkiye’de Gürcü kimliğinin modern dönem temsil alanları, uzun süre dağınık ve yerel ölçekte kalmış; yazılı kültür ve süreli yayınlar üzerinden kamusal bir görünürlük kazanması ise 20. yüzyılın ikinci yarısında ivme kazanmıştır. Bu bağlamda Çveneburi dergisi, hem diaspora koşullarında şekillenen bir kültürel hafızanın süreli yayın formunda kurumsallaşması hem de Gürcü tarih-edebiyat-folklor mirasının Türkçe kamusallığa taşınması bakımından kurucu bir örnek teşkil eder (Çiloğlu, 1993: 88-89; Soydan, 2023: 95-96, 108). Derginin iki evreli serüveni -1977-1979 arasındaki Stockholm/İstanbul eksenli ilk dönem ile 1993-2006 arasındaki ikinci dönem- yalnız bir yayın kronolojisine değil, aynı zamanda Türkiye’deki Gürcü topluluklarının kültürel üretim imkânlarına, dil siyasetine ve diaspora ağlarına dair dönüşümlere işaret eder (Çveneburi, 1977; Çveneburi, 1993).
Çveneburi’nin ortaya çıkışı, üç katmanlı bir tarihsel arka planla okunmalıdır. İlk katman, Gürcü siyasal ve kültürel tarihinin erken dönemlerine uzanan uzun erimli hat; Hıristiyanlaştırma anlatılarının (Aziz Nino ve III. Mirian) ve bölgenin çok-etnikli yapısının modern kimlik tartışmalarına zemin hazırlayışı (Brosset, 2003: 66-67; Çiloğlu, 1993: 33-34). İkinci katman, Osmanlı-Kafkas etkileşimi ve 16.-19. yüzyıllar boyunca yer değiştirmeler, askerî-idarî düzenlemeler ve kültürel melezleşme üzerinden şekillenen toplumsal bileşimdir (Karamanlı, 1996: 311-312; TTD, 1595; Cikia, 1947). Üçüncü katman ise 19. yüzyıl sonundan 20. yüzyılın son çeyreğine uzanan göçler, diaspora yerleşimleri ve iki dilliliğin (Türkçe-Gürcüce) topluluk içi bilgi dolaşımını yeniden örgütleyişidir (Bilge, 2016: 492; Çiloğlu, 1995: 13). Bu üç katman, derginin tematik menzilinde -tarih, dil, edebiyat, folklor, etnografya, sözlük ve arşiv okumaları- iç içe görünür.
Mevcut literatürde, Türkiye’deki Gürcü yayıncılığının erken örnekleri ile Sovyet dönemi söylem çerçeveleri arasındaki gerilimlere dikkat çekilmiş; ancak süreli bir dergi olarak Çveneburi’nin metin türleri, editoryal tercihleri ve dağıtım/okurluk coğrafyası üzerinden kamusallık inşasına yaptığı katkı sistematik biçimde haritalanmamıştır (Kırzıoğlu, 1969: 10; Özkan, 1968: 117-123; Soydan, 2023: 90-96, 108-109). Bu çalışma, söz konusu boşluğu, derginin iki dönemine ait künyeler, sunuş yazıları, dosya konuları, ilan ve haber bölümleri ile iki dilli edebî/etnografik içeriklerin yakın okuması yoluyla gidermeyi amaçlamaktadır (Çveneburi, 1977; Çveneburi, 1993; Çveneburi, 2002).
Yöntem olarak, birincil malzeme niteliğindeki sayılar tür çözümlemesi (makale, söyleşi, belgesel metin, şiir, masal, sözlük), içerik haritalama (tematik kümeler ve süreklilik/kopuş çizgileri) ve bağlamsal yerleştirme (diaspora ağları, yerel derlemeler, iki dillilik pratikleri) eksenlerinde incelenmiştir. Ayrıca, derginin özellikle Ahıska ve Atabegler Yurdu’na ilişkin yazılarında beliren etnik köken atıfları, kaynak tenkidi ilkeleriyle -tahrir defterleri, onomastik veriler ve yerel etnografik kayıtlarla- karşılaştırılmış; ulus-merkezli genellemelerin üretim koşulları tartışılmıştır (TTD, 1595; Dedeoğlu, 2019: 7-27; Dedeoğlu, 2024: 286-318).
Makalenin temel savı şudur: Çveneburi, ilk döneminde çeviri ağırlıklı tanıtıcı bir “alan açma” misyonu üstlenmiş; ikinci dönemde ise özgün metinler, saha temelli derlemeler ve iki dillilikle kültürel üretimi kurumsallaştıran bir platforma evrilmiştir. Bu evrim, derginin yalnız “Gürcü kültürü”nü anlatan bir mecradan ibaret olmadığını; Türkiye’deki Gürcü topluluklarının kamusal özneleşmesi için bir altyapı kurduğunu ve Kafkasya odaklı tartışmaları Türkçe entelektüel alana çeviren bir ara-yüz işlevi gördüğünü göstermektedir (Soydan, 2023: 108-109; Çiloğlu, 1993: 88-89).
Böylece çalışma, (i) derginin kurumsal ve editoryal tarihini, (ii) iki dillilik ve çocuk/folklor sayfaları gibi “mikro” türlerin kültürel süreklilikteki rolünü, (iii) Abhazya krizi ve Türkiye-Gürcistan ilişkileri gibi “makro” dosyaların Türkçe kamusallıkta nasıl konumlandığını ve (iv) Ahıska/Atabegler Yurdu tartışmalarında kaynak eleştirisinin zorunluluğunu birlikte ele almaktadır. İzleyen bölümlerde, önce birinci ve ikinci dönemler ayrı ayrı çözümlenecek; ardından metin türleri, ağlar ve okurluk coğrafyası üzerinden süreklilik-kopuş diyalektiği tartışılacak; sonuç kısmında ise Çveneburi’nin bıraktığı mirasın dijital arşivcilik, sözlü tarih ve iki dilli veri tabanlarıyla nasıl sürdürülebileceğine ilişkin öneriler sunulacaktır (Çveneburi, 1977; Çveneburi, 1993; Çveneburi, 2002; Soydan, 2023).
Türkiye sınırları içinde yaşayan Gürcü topluluklarının modern dönemdeki serüveni, dinî dönüşüm, göç ve kimlik inşası eksenlerinde gelişen çok katmanlı bir tarihsel çizgi sunar. XVI. ve XVII. yüzyıllarda gerçekleşen İslamlaşma süreci, yüzyıllar içinde toplumsal pratikleri dönüştürmüş; günümüzde, Gürcistan’ın bağımsızlığı (1991) sonrası Türkiye’ye çalışma amacıyla gelenler veya karma evlilikler yoluyla gelen yeni göçmenler dışarıda tutulduğunda, Türkiye’de yerleşik bir Gürcü Ortodoks nüfustan söz etmek zordur. Bu uzun erimli dönüşüm, Müslüman ve Hıristiyan Gürcüler arasında dinî, kültürel ve toplumsal alanlarda belirgin farklılaşmalar yaratmış; zamanla iki kesim arasında kurumsal ve kültürel kopuşlar derinleşmiştir. 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı (93 Harbi) sonrasında Osmanlı topraklarına yönelen göç dalgasıyla birlikte Müslüman Gürcüler, Türkiye’de kendilerini “Çveneburi/bizden olanlar” öz-adlandırması üzerinden tanımlamış; İslam inancıyla açıkça çelişmeyen örf ve âdetlerini büyük ölçüde muhafaza ederken, edebiyat, güzel sanatlar, müzik ve tiyatro gibi alanlarda uzun süre sınırlı bir görünürlükle yetinmek durumunda kalmışlardır (Soydan, 2023: 87-90).
Bu bağlamda Çveneburi Kültür Dergisi, Türkiye’deki Gürcülerin yayıncılık faaliyetleri içinde bir eşik işlevi görür. Dergi, 1977’de İsveç’in Stockholm kentinde, Gürcü Kültür Derneği’nin yayın organı olarak Şanver Akın’ın editörlüğünde yayımlanmaya başlamış; beş sayıdan sonra 1979’da İstanbul’a taşınmıştır. İstanbul döneminde 6. ve 7. sayılar Ahmet Özkan (Melaşvili) tarafından hazırlanmış; Özkan’ın 1980’deki vefatı üzerine yayın faaliyeti kesintiye uğramıştır. 1993’te yeniden canlanan dergi bu ikinci evrede Fahrettin Çiloğlu’nun yayın yönetiminde sürmüş; 1996’da 19-21. sayılardan itibaren yönetim Osman Nuri Mercan’a devredilmiştir. 2006’ya dek aralıklarla süren bu serüven, Türkiye’de Gürcü kimliği, dili ve kültürü üzerine en uzun soluklu süreli yayın tecrübelerinden birini oluşturur.
Derginin kuruluş öyküsü, diasporik entelektüel ağların ve transnasyonel dolaşımın Türkiye içi kültürel alanla kurduğu bağları görünür kılması bakımından ayrıca öğreticidir. Soydan’ın aktardığı üzere, Sandro İberieli (Şanver Akın) anılarında sürecin 1969’da Ahmet Özkan’la kurulan mektuplaşma temasıyla başladığını; Özkan’ın aracılığıyla Hayri Hayrioğlu’nun da katılımıyla Türkiye Gürcülerinin kültürel hakları üzerine yürütülen tartışmaların bir dergi fikrine dönüştüğünü belirtir. Akın’ın İsveç’te kurduğu Stockholm Gürcü Kültür Derneği bünyesinde Çveneburi yayın hayatına girmiş; yazılar Türkiye’den Özkan ve Hayrioğlu’nun katkılarıyla derlenmiş, 2-3 ve 4-5 (birleşik) sayılar İsveç’te basılarak posta yoluyla Türkiye’ye gönderilmiş, tiraj artınca birleşik 6-7 sayısı Türkiye’de basılmıştır (Soydan, 2023: 94). Böylece dergi, bir yandan diaspora merkezli üretimin kurumsal bir çerçeveye kavuştuğu, öte yandan Türkiye Gürcülerinin örgütlü kimlik arayışlarının yazılı bir mecra üzerinden görünürlük kazandığı bir dönüm noktasını temsil eder.
Bu değerlendirme yazısı, Çveneburi Kültür Dergisi’ni yalnızca bir yayın kronolojisi olarak değil, geç Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan kimlik müzakereleri, göç sonrası kültürel süreklilik/yenilenme dinamikleri ve diaspora-merkezli bilgi dolaşımı açısından ele almaktadır. Derginin üretim koşulları, editoryal tercihleri ve konu yelpazesi; Türkiye’deki Gürcü topluluklarının bellek siyaseti, dil-kültür aktarımı ve kamusal görünürlük stratejileriyle birlikte okunacak; böylece süreli bir yayının, sınırlı kurumsal imkânlara rağmen nasıl bir kültürel altyapı ve ağ inşa edebildiği gösterilecektir. Bu çerçeve, dergiyi hem Türkiye içi azınlık-çoğunluk ilişkileri literatürüne hem de diaspora çalışmalarının süreli yayınlar üzerinden yeniden düşünülmesine dâhil etmeyi hedeflemektedir.
Gürcü Tarihinin Dönüm Noktaları
Gürcü siyasal varlığının kökeni MÖ 6. yüzyılda Batı Gürcistan’da ortaya çıkan ilk devletlere, Doğu’da ise MÖ 4. yüzyılda teşekkül eden Kartli (İberya) Krallığına uzanır (Çiloğlu, 1993: 33-34). Kartlis Çkhovreba geleneği, Gürcülerin Aziz Nino’nun etkisiyle topluca Hıristiyanlaştığını ve Kral III. Mirian döneminde (MS 317) Hıristiyanlığın resmîleştirildiğini aktarır (Brosset, 2003: 66-67). İslamiyet’le ilk temaslar, Hz. Ömer devrinde Kafkasya’ya yönelen fetihlerle gerçekleşmiş; Habib b. Mesleme’nin seferleri sırasında Tiflis ve çevresinde tebliğ faaliyetleri yürütülmüştür (Belâzurî, 1988: 193-209; Dedeoğlu, 2021a: 137-138).
Türklerle ilişkiler, Selçuklulardan önce Abbâsî ordusundaki Türk unsurlar aracılığıyla başlar; 1049’dan itibaren Selçuklu akınları yoğunlaşır (Karamanlı, 1996: 311-312). Sultan Alparslan’ın seferleri sonrasında 1064’te Gürcü Krallığı Selçuklu üstünlüğünü kabul eder (Karamanlı, 1996: 311-312). 1092’de Melikşah’ın vefatıyla zayıflayan Selçuklu otoritesi, Kral IV. Davit’in Kıpçakları ülkeye davetiyle dengelenmiş; bu sayede siyasal birlik yeniden tesis edilmiştir (Dedeoğlu, 2021a: 173-174). Kıpçak unsurların etkisiyle bölgede Ortodoks Kıpçak Atabegler Hükümeti şekillenmiş ve uzun süreli bir varlık göstermiştir (Dedeoğlu, 2021a: 254).
Osmanlıların Gürcü prensliklerine yönelmesi 15. yüzyıl ortalarına rastlar. 1578 Çıldır zaferiyle süreç hızlanmış; Posof’tan Ahıska ve Çıldır’a uzanan geniş sahada Osmanlı idaresi kurulmuştur (Dedeoğlu, 2021a: 334-344). Yerel beylerin bağlılık bildirmesi, II. Manuçehr’in ihtidası ve idarî teşkilatlanmanın tamamlanmasıyla Ahıska/Çıldır Eyaleti (1578-1828) teşekkül etmiştir (Dedeoğlu, 2021a: 334-344). Aynı yıl Tiflis savaşsız alınmış; Kartli ve Kaheti için Tiflis Eyaleti düzenlenmiş, bazı kiliseler camiye çevrilmiştir (Karamanlı, 1996: 311-312).
“Sakartvelo” adı 10. yüzyıldan itibaren kullanılmaya başlanmış; ülke Selçuklu, ardından Moğol ve Osmanlı hâkimiyetleriyle dönüşümlü egemenlik süreçleri yaşamıştır (Çiloğlu, 1993: 44-65). 18. yüzyılda VI. Vahtang döneminde kültürel-siyasal bir canlanma görülse de 19. yüzyıl başında Rusya tarafından ilhak edilmiştir (Çiloğlu, 1993: 44-65). 1918’de kısa süreli bağımsızlığın ardından 1921’de Sovyet hâkimiyeti başlamış; Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla ülke yeniden bağımsızlığını kazanmıştır (Çiloğlu, 1993: 44-65).
Müslüman Gürcüler (Çveneburi)
Müslüman Gürcülerin Osmanlı ülkesine yönelen kitlesel göçleri, 1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşı sonrasında başlamış; 1877-1878 savaşını izleyen Berlin Antlaşması’nın sağladığı göç hakkı bu hareketleri hızlandırmıştır. 1921’e dek süren dalga, Gürcistan’daki birçok yerleşimin boşalmasına yol açmış; “muhaciroba/kaçkaç” diye anılan bu süreçte “çveneburi/bizden olanlar” olarak kendini adlandıran toplulukların önemli bir kısmı Karadeniz kuşağında (Tokat, Amasya, Rize, Giresun, Ordu, Samsun, Sinop) iskân edilmiştir (Bilge, 2016: 492). Bugün “çveneburi” terimi Türkiye’deki muhacir Gürcüleri ifade eden bir öz-adlandırma olarak yaşamaya devam etmektedir (Bilge, 2016: 492).
Gayrimüslim Gürcü ve kilise çevrelerinde ise Acara özelinde “zorla İslamlaş(tır)ma” tezleri yaygındır. Bu anlatıya göre Osmanlı yönetimi, İslam’ı kabul eden yerel elitleri ödüllendirmiş, reddedenleri cezalandırmıştır; Zakaria Çiçinadze bu görüşün klasik temsilcileri arasındadır (Uludağ, 2016: 34). Aynı çevrelerde Acaralı Müslümanlar, “Kartveli” kimliğinin dışında görülmüş; bölge “Satatreti/Türkeli”, Acaralı Müslümanlar ise “Tatari/Türkler” şeklinde adlandırılmış; “Kartveli” olmanın önkoşulu Ortodoksluk ve Gürcüce konuşma olarak tanımlanmıştır (Uludağ, 2016: 34). Buna karşılık Acaralı Müslüman topluluklar “Kartveli”yi gayrimüslim bir kimlik olarak algılayıp kendilerini “çveneburi” ya da “Müslüman Acarlar” diye tanımlamayı tercih etmiştir (Uludağ, 2016: 34). Tartışmaya farklı bir düzlemden katılan Zeki Velidi Togan, Acaralıların aslında Türk kökenli olduğunu; MS 7. yüzyıldan sonra Kartvellerle temasla Gürcüleştiklerini ve “Acarî” adlandırmasının bölgeye gelip egemen olmuş Ağaçerilerle ilişkili bulunduğunu ileri sürer (Togan, 1981: 114, 170-171).
Türkiye’deki Müslüman Gürcülerin tarihsel çerçevesini 1578’le, yani Osmanlı hâkimiyetinin kalıcı biçimde yerleştiği tarihle başlatan Fahrettin Çiloğlu’na göre, güneybatı Gürcistan’da yaşayan Müslüman Gürcüler (Ahıskalı Türkler dâhil) zamanla Hıristiyan Gürcülerden ayrışmış; İslam’la çelişmeyen örf ve âdetlerini koruyarak farklı bir toplumsal-kültürel hat izlemişlerdir (Çiloğlu, 1993: 76-81). Bu bağlamda “çveneburi” kavramının, Türkiye bağlamında “Kartveli” (Gürcü) ve “Kartuli” (Gürcüce) terimlerinin yerini kısmen aldığı; bunun Osmanlı idaresi altında Müslümanlaş(tırıl)an toplulukların yaşadığı tarihsel kopuşu da yansıtan bir sosyo-dilsel olgu olduğu ileri sürülür (Çiloğlu, 1995: 13). Metindeki argüman çizgisi, “çveneburi”nin Ahıskalı Türkler arasında kullanılan “bizim şennik/şenlik” gibi öz-adlandırmalarla işlevsel olarak örtüştüğünü; kavramın göç hafızası ve aidiyet bilincini taşıyarak etno-kültürel sürekliliğin korunmasına hizmet ettiğini göstermektedir (Bilge, 2016: 492; Çiloğlu, 1995: 13).
Çveneburi Öncesi Gürcü Yayınları
Türkiye’deki Müslüman Gürcülerin kültürel üretimi, okuryazarlığın Gürcüce’de sınırlı kalması ve örgütlü yapının geç oluşması nedeniyle 1960’lara dek zayıf seyretmiştir (Çiloğlu, 1993: 81-88). Yayıncılıktaki ilk belirgin çıkış, Ahmet Özkan (Melaşvili) imzalı Gürcüstan (1968) olup, eser hem soruşturmaya konu olmuş hem de ideolojik içerik iddiasıyla aydın çevrelerde sert eleştiriler doğurmuştur (Çiloğlu, 1993: 81-88; Soydan, 2023: 90; Kırzıoğlu, 1969: 10). Bu metin, Sovyet dönemi “tarihî Gürcistan toprakları” söylemiyle kesişen seçmeci bir tarih anlatısını yansıttığı için bilimsel tarafsızlık bakımından sorunlu görülmüştür (Özkan, 1968: 117-123). Benzer biçimde, Sergi Cikia’nın 1595 tarihli Defter-i Mufassal Livâ-yı Ahıska neşri, başlık ve adlandırmalardaki tercihler ile bazı isimlerin Gürcü fonetiğine kaydırılması nedeniyle bölgenin etno-demografik yapısını tek yönlü okuma riski taşımaktadır (TTD, 1595; Cikia, 1947; Dedeoğlu, 2024: 286-318). Oysa defterdeki “Arslan, Bayındır, Ayvaz, İslâm, Mervan, Rüstem, Rasim, Mizam, Nariman” gibi kayıtlar, Türk/Kıpçak onomastiğinin sürekliliğine işaret eder (Dedeoğlu, 2019: 7-27). Sonuç olarak, Çveneburi Dergisi öncesi dönemde üretilen bu metinler, Sovyet jeopolitiği ve ulusçu çerçevelerin etkisiyle ideolojik yük taşıyan anlatılar üretmiş; bu durum kaynak tenkidini ve bağlamsal okuma ihtiyacını güçlendirmiştir (Url-1; Çiloğlu, 1993: 81-88).
Çveneburi Dergisi: Birinci Dönem (1977-1979)
Derginin ilk sayısı Mart 1977’de Stockholm’de yayımlanmış; kapakta “Georgiska Kulturföreningen yayın organıdır” ve “Mart 1977 Stockholm” ibareleri, künyede ise “İsveç Gürcü Kültür Derneği yayın organıdır” ile “Kartveloloji Dergisi” ifadesi yer almıştır. Haberleşme ve abone adresi olarak İsveç gösterilmiş, künyenin üst bölümünde İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 19. maddesine atıf yapılmıştır (Url-2). Sunuş yazısı, Türkiye’de “kapalı bir ülke” olarak algılanan Gürcistan’a dair Türkçe bilgi üretme niyetini açıklar; ilk sayıdaki metinler büyük ölçüde tanıtıcı nitelikte olup “Gürcistan’la İlgili Haberler”, “Kraliçe Tamara”, “Şota Rustaveli”, “Laz Fıkraları”, “Gürcü Masalları”, “Gürcü Yemekleri”, “Gürcü Adları”, “Yayınlar Dizini” ve “Spor” başlıkları etrafında toplanır. Ahmet Özkan Melaşvili imzalı “Gürcüstan mı? Gürcistan mı?” ise Türkiye’ye doğrudan temas eden tek makaledir (Soydan, 2023: 95). “Çıkarken” başlıklı girişte, derginin politika yapmaksızın tarih, edebiyat, sanat, spor, folklor ve ekonomi alanlarında bilgi sunacağı; Kartvelolog, Kafkasolog ve amatör yazarlara açık olacağı; Gürcü ve Lazların yanı sıra Çerkes ve Abhaz topluluklarına ilişkin yazılara da yer vereceği belirtilir (Url-2).
İsveç Gürcü Kültür Derneği’nin yayın organı olan Çveneburi Kafkasoloji Dergisi’nin 2-3. birleşik sayısı 1977 yılında, 4-5. birleşik sayısı ise 1978 yılında Stockholm’de yayımlanmıştır. Derginin birleşik 2-3. sayısının kapağında, “Kafkasoloji Dergisi ve Gürcü Kültür Derneği’nin Yayın Organı” ifadesi Türkçe, Gürcüce, Fransızca, İsveççe ve İngilizce olmak üzere beş dilde yer almaktadır. Bu sayının içeriğinde; gezi, tarih, edebiyat, mutfak kültürü, spor ve haberler gibi bölümler altında Gürcistan ve Gürcülerle ilgili çeşitli çeviri makaleler ile Laz Hikâyelerine yer verilmiştir. Ayrıca, dergide ilk kez Gürcü alfabesiyle yazılmış bir şiir yayımlanmıştır. İlk sayıdan farklı olarak, birleşik 2-3. sayıda Türkiye’de yaşayan Gürcülerle ilgili doğum ve ölüm haberleri de yayımlanmaya başlanmıştır (Url-3).
Birleşik 4-5. sayısında ise, ilk kez abonelik ve yazışma adresi olarak İsveç Gürcü Kültür Derneği’nin yanı sıra Ahmet Özkan’ın Bursa’daki adresi de belirtilmiştir. Sunuş yazısında okurlara; Gürcüce şiir, atasözü, bilmece, kocakarı duaları vb. kültürel unsurları derleyip göndermeleri yönünde çağrıda bulunulmuştur. Bu sayının içeriğinde de Gürcistan ve Gürcü kültürüne ilişkin çeviri metinler ve çeşitli haberlerin yanı sıra, Abhaz halk müziğine dair bir makale yer almaktadır.
Çveneburi dergisinin 6-7. birleşik sayısı İstanbul’da yayımlanmış olup, künyede sahibi ve sorumlu yönetmen olarak Ahmet Özkan’ın adı ve Bursa’daki ofisinin adresi belirtilmiştir. Derginin İstanbul’da yayımlanmasına ilişkin açıklamada şu ifadeler yer almaktadır: “Sayın Okuyucu! Çveneburi Dergisi, 1977 yılında yayın hayatına başlamış olup, düzenli olmamakla birlikte aralıksız olarak yayımlanmaktadır. Bilindiği üzere, dergi başlangıçta İsveç’te basılmakta ve Türkiye, Gürcistan, Almanya, Fransa, Amerika gibi ülkelere dağıtılmaktaydı. Ancak okuyucularının büyük bir kısmının Türkiye’de bulunması nedeniyle posta giderleri yüksek olmaktaydı. Bu ve benzeri nedenlerle, derginin bundan böyle Türkiye’de yayımlanmasına karar verilmiştir.” (Url-3).
Bu sayıda, derginin diğer dillerdeki adları kaldırılmış ve yerine “Kültürel Kafkasoloji Dergisi” ifadesi eklenmiştir. Sunuş yazısında, yüksek posta ücretleri nedeniyle derginin Türkiye’de basılmasına karar verildiği belirtilmiş; ayrıca amaçlarının komşu Gürcistan ve diğer Kafkas halklarını kültürel açıdan tanıtmak olduğu vurgulanarak siyasetten uzak durmaya çalıştıkları ifade edilmiştir. Derginin bu sayısının içeriğinde, Gürcistan ve Gürcü kültürüyle ilgili çeviri yazıların yanı sıra, Lazların tarihi ve diğer Kafkas halklarıyla ilgili bir makaleye de yer verilmiştir. Önceki sayılarda neredeyse tamamen Gürcistan’a odaklanan içerik, bu sayıda Türkiye’de yaşayan Gürcülerle ilgili yazıları da kapsamaya başlamıştır. Bu çerçevede, Gürcülerin yaşadığı Meydancık (İmerhevi) kasabasıyla ilgili bir makale ve Türkiye’de Gürcü adını taşıyan köylerin listesi yayımlanmıştır. Ayrıca, bu sayıda Gürcüce İhlâs ve Tebbet Sureleri, birkaç Gürcüce şiir ve masal yer almakta olup, 1980 öncesinin son sayısında yayımlanan “Devrimci kültür sorununa teorik bir yaklaşım denemesi” adlı makale, dergi içeriğinde göze çarpan tek politik metin olarak dikkat çekmektedir. (Çiloğlu, 1993: 88-89; Soydan, 2023: 96).
Netice itibarıyla Çveneburi dergisi, 12 Eylül 1980 öncesinde birleşik sayılar halinde yayımlandığı için yedi sayı yayınlanmış gibi görünse de, aslında yalnızca dört sayı neşredilmiştir. Bu sayıların üçü İsveç’te basılırken, son sayı Türkiye’de yayımlanmıştır. İlk sayıda dergi “Kartveloloji/Gürcübilim”, diğer sayıda ise “Kafkasoloji” üst başlığıyla tanımlanmıştır. İlk üç sayının künyesinde yayıncı olarak İsveç Gürcü Kültür Derneği yer alırken, Türkiye’de basımın başlamasıyla basın mevzuatı gereği künyede Ahmet Özkan’ın adı görünür hâle gelmiştir. İçerik, ağırlıklı olarak Gürcistan üzerine yazılar ve haberler ile Gürcü tarihi, edebiyatı ve sanatına ilişkin makalelerden oluşur; metinlerin çoğu Gürcüce kaynaklardan yapılan çevirilerdir, az sayıda Gürcüce içerik de bulunmaktadır. Dergide, Gürcü toplumu dışındaki Laz ve Abhaz gibi diğer Kafkas halklarına dair içerikler de mevcuttur. Türkiye Gürcüleriyle ilgili içerik, bu dönemde, bir makale ve doğum–ölüm gibi haberlerle sınırlı kalmıştır. Kuruculardan Ahmet Özkan’ın (Melaşvili) 5 Temmuz 1980’de Bursa’da öldürülmesinin ardından Çveneburi’nin yayınına ara verilmiş; 12 Eylül 1980 askerî darbesi, birçok yayın organında olduğu gibi Çveneburi’nin de yayımlanma koşullarını ortadan kaldırmıştır. 1980’den başlayarak Sovyetler Birliği’nin dağılmasına kadar geçen süreçte, yaklaşık on üç yıl boyunca Çveneburi çevresi, yani Gürcü aydınlar büyük ölçüde sessizliğe bürünmüştür (Çiloğlu, 1993: 88-89; Soydan, 2023: 95-96).
Kısaca, Çveneburi’nin 1977-1979 arasındaki ilk evresi, diaspora koşullarında Gürcü kültürünü Türkçe kamusallığa taşıyan, çeviri ağırlıklı ve “Kafkasoloji” şemsiyesi altında çoğul bir kültürel alan kuran kurucu bir deneyimdir. Stockholm’den İstanbul’a yönelen basım kararı, okur coğrafyasına uyum ve sürdürülebilirlik arayışını yansıtırken; 1980’e giden süreçte kurumsal kırılmalar ve siyasal ortam, sürekliliği kesintiye uğratmıştır. Bununla birlikte dergi, sonraki dönemlere hem içerik hem de ağlar bakımından bir eşik ve referans noktası bırakmıştır.
Çveneburi Dergisi: İkinci Dönem (1993-2006)
Ahmet Özkan Melaşvili tarafından temelleri atılan Çveneburi Dergisi, 1993-2006 yılları arasında kesintisiz olarak 59 sayı yayımlanmış ve ülke genelinde düzenli bir okur kitlesine ulaşmıştır. 14 Ağustos 1992’de Gürcistan-Abhazya Savaşı’nın başlaması ve aynı yıl İstanbul’da Laz aydınları tarafından Laz Enstitüsü’nün kuruluş çalışmalarına başlanması, Çveneburi/Gürcü aydınlarını, yaklaşık 13 yıl aradan sonra 1993 yılında Çveneburi Dergisi’ni yeniden yayımlamaya yönlendirmiştir (Url-1).
Çveneburi dergisinin ikinci dönemi, Ocak-Şubat birleşik sayısı 1993 tarihlerinde yayımlanan 1. sayı (aslında derginin 8. sayısı) ile başlamıştır. Bu sayının kapağında, 1980 öncesi dönemdeki yayınlardan farklı olarak yalnızca “kültürel dergi” ifadesi yer almaktadır. Künyede derginin sahibi ve sorumlu müdürü olarak Şevket Şirin belirtilmiş; yayın kurulu üyeleri ise Ragıp Atay, Hasan Çelik, Fahrettin Çiloğlu, Hayri Hayrioğlu, Osman Nuri Mercan, İberya Özkan, Mustafa Yakut ve İsmail Yazıcı olarak sıralanmıştır. Derginin basım yeri ve adresi Bursa olarak belirtilmiştir. İçerik bakımından dergi; Ahmet Özkan’ın biyografisi ile folklor, tarih, sanat ve edebiyat, görüş/düşün, çocuk, Gürcüce ve haberler gibi bölümlerden oluşan yazılara yer vermektedir. “Çıkarken” başlıklı yazıda, Çveneburi’nin 1980 öncesi yayın süreci anlatılmış ve Ahmet Özkan’ın vefatı nedeniyle derginin on üç yıl süreyle yayımlanamadığı ifade edilmiştir (Çveneburi, 1977).
Derginin Mart-Haziran 1993 tarihli birleşik 2-3. sayısında, dönemin güncel siyasal ve kültürel meselelerini inceleyen çeşitli yazılar yer almaktadır. Bu kapsamda Abhazya sorunu ve Türkiye-Gürcistan ilişkilerinin gelişimine dair değerlendirmeler, Eduard Şevardnadze’nin portresine ilişkin bir inceleme, Zülfü Livaneli ve Vahtang Goguadze ile yapılan söyleşiler yayımlanmıştır. Ayrıca “Gürcü Tiyatrosu”, “Lazlar ve Lazistan”, “1992 Yılında Gürcistan”, “Gürcü Hatun” ve “Maçaheli Vadisi Köylerine İlişkin Bazı Etnografik Kayıtlar” başlıklı makaleler de bu sayının içerisinde yer almaktadır (Url-4).
Derginin Temmuz-Ekim 1993 tarihli birleşik 4-5. sayısının künyesinde Fahrettin Çiloğlu, yayın yönetmeni olarak yer almakta; yayın kurulu yerine katkıda bulunanların isimleri sıralanmaktadır. Bu sayının içeriği, görüş-düşünce, portre, sanat-edebiyat, etnografya-folklor, çocuk, haber-yorum ve bakış bölümlerinde yayımlanan yazılardan oluşmaktadır. Söz konusu sayıda yer alan altı makale doğrudan Fahrettin Çiloğlu’na aittir; bu durum, sayının içerik olarak neredeyse yarısının onun katkısıyla şekillendiğini göstermektedir. Çiloğlu’nun yazıları arasında “Tengiz Abuladze”, “Niko Pirosmani”, “Sarp Yolundan Gelen Konuk” ve “Yüzyıl Önce Türkiye Gürcüleri” başlıklı eserler bulunmaktadır. Bunun yanı sıra, “Türkiye’nin Unutulmuş Gürcü Kiliseleri” ve “Yüzyıl Önce Acara” adlı yazılar da bu sayıda yayımlanmıştır. Ayrıca Galaktion Tabidze’nin şiirleri ve kısa çocuk öyküleri, iki dilli biçimde okuyucuya sunulmuştur. Önceki sayıda olduğu gibi, bu sayıda da dört adet ilan yer almaktadır. Bunun yanı sıra, Türkiye Gürcüleri tarafından kurulan “Gürcüstan Cumhuriyeti ile Yardım ve Dayanışma Komitesi”nin, Abhazya sorununa ilişkin Türk kamuoyuna yönelik bildirisi de yayımlanmıştır (Url-5).
Kasım-Aralık 1993, 6. sayı ile yayın merkezi İstanbul’a taşınır; sahibi ve sorumlu müdür Cahit Oktay’dır. Söz konusu sayının içeriğinde, görüş-düşünce, portre, söyleşi, sanat-edebiyat, yaşam-kültür, etnografya-folklor, çocuk, haber-yorum ve kısa-kısa başlıkları altında çeşitli yazılar yer almaktadır. Bu sayıdaki önemli yazılar arasında, İstanbul Gürcü Katolik Cemaatinden Simon Zazadze ile gerçekleştirilen söyleşi ve Kafdağı Müzik Topluluğu’nun kurucularından İberya Özkan’ın ilk Gürcüce kaset olan “Kafdağı’ndan Ezgileri” tanıttığı yazısı öne çıkmaktadır. Ayrıca, “Gürcü Halk Dansları”, “Yüzyılın Başında Guria”, “Abhazya’daki Anlaşmazlığa Genel Bakış” ve “Sopiko ile Gürcü Sineması Üzerine” başlıklı çalışmalar da dergide yayımlanmıştır. Nikoloz Barataşvili’nin şiirleri ile çocuklara yönelik kısa öyküler ise iki dilli olarak sunulmuştur (Çveneburi, 1993).
İkinci dönem (1993-2006) Çveneburi dergisinin içeriğine dair genel bir fikir edinebilmek için, bazı sayılarında öne çıkan konu başlıkları şu şekilde verilebilir:
- Gürcü Sineması,
- İstanbul Gürcü Kilisesi,
- Tanrı Ana’dan Kraliçe Tamara’ya,
- Kendi Kendine Gürcüce,
- Rusya’nın Kafkasya Politikası,
- Osmanlı’da Gürcü Köle Ticareti,
- Türkiye'de Gürcücenin Yayılışı ve Durumu,
- Gürcüstan Türkiye ilişkilerinin Son Dört Yılı,
- Gürcü Atasözleri,
- Gürcü Kocakarı Duaları,
- Dünyada Ne Kadar Gürcü Var?,
- Tarihi ve Coğrafi Bölgeleriyle Gürcüstan: Acara,
- Gürcülerin Tarihi,
- Klarceti Gürcücesi,
- Kartuli mi Çveneburi mi?,
- Kocaeli'nin Gürcü Köyleri ve Gölcük'teki bir Gürcü Köyü: Siretiye,
- Gürcüstan Anıları,
- Bana Mı Öğretiyorlar Acaralıların Kim Olduğunu?,
- Şavşat’ta Bir Gürcü Köyü: Çağlayan,
- Türkiye’nin Gürcü Köyleri,
- Gürcü Çiftlik Köyü,
- Macahel Evleri,
- Gürcü Vakıf ve Derneklerin Bilgileri,
- Şavşat ve Köyleri,
- Adana'da Bir Gürcü Köyü,
- Azerbaycan’da Gürcü Köyleri,
- Geçiş Sürecinde Gürcüstan,
- Gürcüstan’da Öncelikli Yatırım Projeleri,
- Gürcüstan Ekonomisindeki Gelişmeler,
- Gürcüstan ile Türkiye Arasında Köprü Olmak,
- Gürcüstan Gürcüleriyle İlk Karşılaşma,
- Gürcüstan dışındaki Gürcüler,
- Hattiler, Hatti ve Hitit dilleri Üzerine,
- Gürcü Tarihi Folklorunun Manevi Dünyası,
- Türkçede Gürcü Kültürü Kaynakçası,
- Yurtdışı Gürcü kültür Kuruluşlarının Listesi,
- Selçuklu ve Osmanlı Döneminde Gürcüstan,
- Bir Gürcü Köyü: Melenağzı,
- Megreller ve Lazlar Özdeş mi Benzer mi?,
- Bir Gürcü Köyü Mecidiye,
- Gürcüce ya da Yok Olmanın Dayanılmaz Hafifliği,
- Tao-Klarceti Yüzey Araştırması,
- Gürcüstan Hakkındaki Osmanlı Fermanları,
- Bir Derginin Zararlı Faaliyetleri,
- Gürcüstan ve Gürcüler Hakkında Yorumlar Üzerine,
- Ortaçağ Gürcü Mimarisi 1996 Yılı Yüzey Araştırması,
- Gürcü Müziği Tarihi,
- Bir Gürcü köyü: Kestanepınar,
- Gürcü ve Abhaz Sorununda Çözüme Doğru,
- Gürcüler ve XIII. yüzyılda Trabzon İmparatorluğu,
- Düzceli Gürcüler,
- Artvin'de Gürcü Yemekleri,
- Bir Derginin Yararlı Faaliyetleri,
- Türkiye-Gürcüstan Arasındaki İlişkilerinin Kısa Tarihi,
- Gürcü Köylerinden Derlenen Dualar,
- Abhazya Sorunu ve Kafkaslarda Balkanların Gölgesi,
- Türkiye-Gürcüstan Dostluğu,
- Gürcüstan da Osmanlı Araştırmaları,
- Türkiye-Gürcüstan Dostluğu,
- Türkiye'nin Gürcüstan Politikası,
- Gürcüstan'da Osmanlı Paraları,
- Bir Gürcü Köyü: Ortayazı,
- Hasan Fehmi Paşa,
- Acara hakkında Osmanlı Defterleri,
- Maçaheli bölgesi kısa tarihi,
- Çveneburilerde Kadının Dünü Bugünü,
- Gürcülerin Evlenme ve Düğün Gelenekleri,
- Bir Gürcü Köyü: Hasancık,
- 1990'larda Türkiye'de Gürcü Kimliği,
- Gürcüce-Türkçe Hidi-Köprü Gazetesinin Çıkışı,
- Gürcüstan Eski Kitaplıklarında Bulunan Türk Dilleri ile İlgili Eserler,
- Gürcü Halk Müziği Çalgıları,
- Livane Bölgesindeki Gürcü Ad ve Soyadları,
- Bir Gürcü Köyü: Bıçakçılar,
- Yusufeli’nin Gürcü Köyleri,
- Birinci dünya savaşında Maçaheli bölgesi,
- Acara’daki Şavşat Kökenli Etnik Gruplar,
- Gurbette Yaratılan Vatan: Boğazköy,
- Gürcülerde Halk Dansları,
- Gürcüce Takma Adlar,
- Türkiye ve Gürcüstan Stratejik Ortaktırlar,
- Gürcüstan'da Osmanlı Çalışmaları,
- Osmanlı Öncesi Şavşat Tarihi,
- Bir Gürcü Köyü: Koçbayır,
- Gürcü Şiirine Bir Bakış,
- Gürcüstan’da Sultan III. Murad’ın Büstü Bulundu,
- Livane Bölgesinin Tarihinden,
- Sümer ve Gürcü Alfabelerinin Karşılaştırılması,
- Gürcüstan’da Türkçe Konuşan Köyler,
- Bir Gürcü Köyü: Eskikale,
- Gölyaka’da Gürcü sülaleler ve Gogitidzeler,
- Gürcü Halk Destanı: Amirani,
- Murgul Gürcülerinde Halk İnanışları,
- Bir Gürcü köyü: Yeni Sayaca,
- Kafkas Halklarının Dünya Uygarlığına Katkısı,
- Artvin’deki Ortaçağ Gürcü Kiliselerinin Plan Tipleri,
- Türkiye’de Yaşayan Gürcüce ve Çeviri Üzerine Birkaç Söz,
- Gürcüstan'da Türkçe’nin Yabancı Dil Olarak Okutulması,
- Gönen’in Gürcü Köylerinde Mani ve Atışma,
- Bir Gürcü köyü: Hacıalipınar,
- Kars ile Ani Gürcü Epigrafisi,
- 1574 Tarihli Defteri Mufassal Vilayet-i Gürcistan,
- Akyazı-Karapürçek Civarı Gürcü Köyleri,
- İstanbul Gürcü Kilisesi Akaki Tzereteli Kütüphanesi,
- Acara Tahrir Defterlerine Göre Acara’dan alınan Osmanlı Vergileri,
- Abhazya Tarihi Belgeleri Üzerine Kısa Bir İnceleme,
- Tamara Tarafından Kapadokya’da İnşa Edilen Aziz Giorgi Kilisesi,
- Gürcüce Adı Bilinmeyen Bir Gürcü Köyü: Adagül,
- Bir Gürcü Köyü: Melenağzı,
- Batı Gürcüstan’ın Önemli Kenti: Batumi, Surevan,
- Bir Gürcü Köyü: Hamidiye,
- Gürcüstan Halk Edebiyatı ve Folkloruna Bir Bakış,
- Şavşat’ta Bir Gürcü köyü: Çağlayan,
- Artvin’de Günlük Ev Yaşamında Kullanılan Araç ve Gereçler,
- Gürcü İnsanının Bitmeyen Umudu ve Mücadelesi,
- Türkiye-Gürcüstan İlişkilerin Geleceği,
- Yüz Yıl Önce Yüz Yıl Sonra Bir Kafkas Kasabası: Ersis,
- Şavşat İmerhevi’de Yaşayan Gürcülerin Bir Yılı,
- Türkiye’deki Gürcüler Anadilinde Yayının Neresinde?,
- Parhali Kilisesindeki Lazca Yazıtlar,
- Gürcülerin Şifalı Suyu Borjomi,
- Kabakdağı Tarihçesi,
- Yazarların Gürcüstan Anıları,
- Türkiye Çok Önemli Ortağımızdır,
- Sınırın Ötesi ve Farklar,
- İmerhevi’de Bayram ve Cuma Günleri,
- Borçka Maradit Köyünün Dünü ve Bugünü.
Kültürel bir yayın organı olmanın yanı sıra tarih, dil, edebiyat, folklor ve diaspora gibi konuları da gündeme taşıyan derginin konu bütünlüğü bu şekilde devam etmektedir. Derginin Nisan-Eylül 2005 tarihli birleşik 56-57. sayısı, 5 Temmuz 1980 tarihinde yaşamını yitiren Çveneburi’nin kurucularından Ahmet Özkan’a adanmış, Ocak-Haziran 2006 tarihli birleşik 58-59. sayısı ise derginin son sayısı olmuştur. Ancak söz konusu sayıda derginin kapandığına veya son sayı olduğuna dair herhangi bir bilgi verilmemiştir. Bu sayıda Gürcüstan Başbakanı Zurab Noğaideli ile gerçekleştirilen söyleşi, “Türkiye Çok Önemli Ortağımızdır” başlığıyla iki dilli olarak yayımlanmıştır. Söz konusu sayının içeriği, söyleşi, etnografya-folklor, tarih, yaşam-kültür, edebiyat-sanat, sözlük ve haberler-basından bölümlerinde yer alan yazılardan oluşmaktadır. “Sınırın Ötesi ve Farklar”, “İmerhevi’de Bayram ve Cuma Günleri”, “Borçka Maradit Köyünün Dünü ve Bugünü” ve “Kuzey Anadolu Ortaçağ Gürcü Mimarisi” başlıklı yazılar, bu sayının içeriğine örnek teşkil etmektedir. Ayrıca bu sayıda iki yazı iki dilli olarak yayımlanmış ve sözlük bölümü yayımlanmaya devam etmiştir (Soydan, 2023: 108).
Derginin 1993 sonrasında yayımlanan ikinci döneminde çevirilere yer verilmekle birlikte, özgün yazıların ağırlıkta olduğu görülmektedir. Bu dönemde, ilk döneme kıyasla daha cesur bir yayın çizgisinin benimsendiği anlaşılmaktadır. Nitekim birleşik 4-5. sayıda, Türkiye Gürcüleri tarafından kurulan “Gürcüstan Cumhuriyeti ile Yardım ve Dayanışma Komitesi”nin Abhazya sorununa ilişkin Türk kamuoyuna yönelik bildirisi yayımlanmıştır (Url-5). Ayrıca 10. sayının sunuş yazısında, Kafkasya’daki gelişmelerde Rusya faktörünün vurgulanmasına ve görünür kılınmasına özen gösterildiği ifade edilmektedir (Url-6).
Yeni dönemde Çveneburi dergisinin künyesinde “iki ayda bir yayınlanır” ifadesine yer verilmiş olmasına rağmen, dergi düzenli olarak çıkamamıştır. Yayın aralıkları zaman zaman üç, altı ayı bulmuş; bazı sayılar ise birleşik olarak yayımlanmıştır. 26. sayıdan itibaren dergi, düzenli olarak üç aylık yayınlanmaya başlanmıştır. Sayı hacmi açısından ise; 1’den birleşik 11-12. sayıya kadar 48 sayfa, 13’ten birleşik 19-21. sayıya kadar 32 sayfa, birleşik 22-24. sayılardan derginin kapanışına kadar yeniden 48 sayfa olarak yayımlanmıştır (Soydan, 2023: 109). Ayrıca, derginin Nisan-Haziran 2002 tarihli 44. sayısında, o dönemde Ahıska Dergisi’nin imtiyaz sahibi olan Rüstem Mürseloğlu ile gerçekleştirilen ve “Biz Gürcüstan’daki Topraklarımıza (Ahıska’ya) Dönmek İstiyoruz” başlığını taşıyan bir söyleşi yer almaktadır. Söyleşide, derginin yayıncılık faaliyetleri, Ahıskalı Türklerin vatana dönüş mücadelesi ve kültürel mirası hakkında kısa bilgiler sunmaktadır. Söz konusu sayının içeriğinde; görüş ve düşünce, söyleşi, tarih, edebiyat ve sanat, etnografya ve folklor, yaşam ve kültür, Gürcüce ile haberler ve basın bölümlerine ilişkin yazılara yer verilmiştir. Bu sayıdaki yazılar arasında “Abhazya’da Barış ve İstikrarın Koşulu Nedir?”, “İstanbul’da Gürcü Kültürel Varlığı”, “Yunan Mitolojisinde Gürcü Tesiri”, “Bir Gürcü Köyü: Mahmudiye” ve “Gürcüstan Hakkında İş ve Ticaret Bilgileri” başlıklı çalışmalar öne çıkmaktadır. Gürcü şairlerin şiirleri iki dilli olarak yayımlanmış, ayrıca sözlük ve Gürcüce masal yayınları devam ettirilmiştir (Çveneburi, 2002).
Netice itibarıyla Çveneburi Dergisi’nden sonra Gürcü aydınları sırasıyla ikinci ve üçüncü süreli yayın olmak üzere “Mamuli” ve “Pirosmani” dergisini çıkarmıştır. Mamuli dergisi, İstanbul'da Ocak 1997’den Mayıs 1998’e kadar beş sayı olarak Türkçe yayınlanmış olup sanat, edebiyat, tarih ve etnografya alanında yazılara, siyaset alanında haber ve yorumlara yer vermiştir. Pirosmani dergisi ise bir grup Türkiyeli ve Gürcistanlı Gürcü/Kartvel aydını tarafından birlikte yayınlanmış iki dilli Gürcü Kültürü dergisidir. Adını ünlü Gürcü halk ressamı Niko Pirosmani’den alan Pirosmani dergisi, özellikle kültürel konularda yazılar yayınlamıştır. 2007 yılında İstanbul’da yayınlanmaya başlayan ve Gürcü aydınların yayıncılık faaliyetinin son halkası olan dergi on bir sayı yayınlandıktan sonra 2010 yılında kapanmıştır. Pirosmani dergisi sanat, edebiyat, tarih ve etnografya gibi alanlardaki yazılarla Türkiye'de yaşayan Gürcüleri bilgilendirmeye çalışmıştır. Ayrıca anadilde yayın ihtiyacını da karşılayabilmek için bütün yazılar iki dilli olarak Gürcüce ve Türkçe yayınlanmıştır. Bu Türkiye Gürcülerinin süreli yayınları için bir ilk olmuştur.
Kısacası, 1993-2006 arasındaki ikinci dönem, Çveneburi’yi çeviri ağırlıklı bir tanıtım dergisinden özgün metinleri, iki dilliliği ve saha temelli etnografik notları önceleyen bir kültürel platforma dönüştürdü. Düzensiz periyotlara rağmen dergi, diaspora kamusallığını kurumsallaştırarak tarih, dil, edebiyat ve folklor alanlarında kalıcı bir birikim yarattı. Bu miras, hem Türkiye’deki Gürcü kültürel üretimini hem de Kafkasya odaklı tartışmaların Türkiye kamuoyundaki görünürlüğünü belirgin biçimde güçlendirdi.
Sonuç ve Değerlendirme
Çveneburi, iki döneme yayılan serüveni boyunca Türkiye’de Gürcü kültürünün kamusal dolaşıma girmesinde kurucu bir rol oynadı. İlk dönemde diaspora koşullarında Türkçe odaklı, çeviri ağırlıklı ve tanıtıcı bir çizgiyle “alan açma” işlevi üstlenirken; ikinci dönemde özgün yazıların, iki dilliliğin ve saha temelli etnografik derlemelerin ağırlık kazanmasıyla kültürel üretimi kurumsallaştıran bir platforma dönüştü. Böylelikle dergi, yalnızca bir yayın değil, aynı zamanda bir kültürel altyapı ve ağ örgütlenmesi inşa etti.
Derginin en kalıcı katkısı, Gürcü kimliği ve mirasına ilişkin tartışmaları yerel topluluk deneyimleriyle buluşturabilmesidir. Çocuk sayfaları, iki dilli şiirler, sözlükler ve köy monografileri gibi “mikro” içerikler; sinema, mimari, dil, müzik ve tarih yazımı gibi “makro” dosyalarla yan yana gelerek kültürel süreklilik ile modern kamusallık arasında bir köprü kurdu. Bu köprü, hem diasporik bellekle Türkiye’nin çokkültürlü toplumsal dokusu arasındaki geçişleri görünür kıldı hem de iki dillilik üzerinden bilgi dolaşımını hızlandırdı.
Bununla birlikte, derginin sayfalarında zaman zaman ulus-merkezli yorumların ve ideolojik çerçevelerin izleri de seçilebilir. Bu durum, Kafkasya’dan Osmanlı coğrafyasına uzanan çok katmanlı demografik ve kültürel bileşimi tekil etnik kategorilere indirgeme riskini taşır. Buradan hareketle güçlü bir sonuç önerisi şudur: Kaynak tenkidi derginin mirasının ayrılmaz parçası olmalı; tahrir defterleri, bürokratik terminoloji, yer adları ve kişi adları gibi onomastik veriler, sözlü tarih ve yerel arşivlerle birlikte okunmalıdır. Ancak bu yöntem birliği sayesinde, “bölge” ile “etnisite” arasındaki tarihsel kaymaları doğru tartabilir ve ideolojik genellemeleri dengeleyebiliriz.
Editoryal açıdan bakıldığında Çveneburi, süreklilik-kopuş diyalektiğini iyi yönetti: bir yandan ilk dönemin kurucu ethos’unu korudu, öte yandan ikinci dönemde periyodik dengesizliklere rağmen alanı genişletti, kamusal görünürlüğü artırdı ve yeni kuşakları üretime dâhil etti. Bu pratik, bugün için de yol göstericidir: dijitalleştirme, açık arşivler, sözlü tarih havuzları ve iki dilli veri tabanlarıyla derginin bıraktığı iz, uzun erimli bir bilgi ekosistemine dönüştürülebilir.
Son kertede Çveneburi, Türkiye’de Gürcü kimliği ve kültürel mirası için bir referans noktasıdır. Değeri, yalnız geçmişi belgelemesinde değil, geleceğe yönelik çalışma usulü önermesinde yatar: disiplinlerarası yaklaşım, sahadan beslenen metin üretimi, iki dillilikle kurulan kamusal köprüler ve titiz kaynak eleştirisi. Bundan sonrası için en verimli hat, derginin biriktirdiği içerikleri sistemli bir katalog ve dijital arşive taşımak; köy monografileri, etnografik derlemeler ve yerel kronikler üzerinden karşılaştırmalı bölge tarihleri üretmektir. Böyle bir yönelim, hem çoğulcu tarih yazımını güçlendirecek hem de Çveneburi’nin açtığı mekânsal-kültürel koridoru kalıcı kılacaktır.
KAYNAKÇA
Belâzurî (1988). Fütûhu’l-Büldân, Beyrut, Dâru Mektebetü’l-Hilâl.
Bilge, Sadık Müfit (2016). “Gürcüler”, Diyanet İslam Ansiklopedisi, İstanbul, Ek-I, 490-493.
Brosset, Marie Felicite (2003). Gürcistan Tarihi: Eski Çağlardan 1212 Yılına Kadar, çev., Hrand D. Andreasyan-Erdoğan Merçil, Ankara, Türk Tarih Kurumu Basımevi.
Çiloğlu, Fahrettin (1993). Dilden Dine, Edebiyattan Sanata Gürcülerin Tarihi, İstanbul, Ant Yayınları.
Çveneburi Kültürel Dergi (1977). Sayı: 1, Stockholm, Georgiska Kulturföreningen Yayını Basım.
Çveneburi Kültürel Dergi (1993). Sayı: 6, İstanbul, İmedi Yayıncılık.
Çveneburi Kültürel Dergi (2002). Sayı: 44, İstanbul, Erdiz Masaüstü Yayıncılık.
Dedeoğlu, Azad (2019). “1003/1595 Tarihli Tahrir Defterine Göre Ahıska Bölgesinde Türk Nüfusu Üzerine Bir Mülâhaza”, Sürgünün 75. Yılında Ahıskalı Türkler Uluslararası Sempozyumu (16-17 Kasım), İstanbul, İstanbul Medeniyet Üniversitesi, ss. 7-27.
Dedeoğlu, Azad (2021a). Ahıska Bölgesi ve Kıpçak Atabegler Tarihi, İstanbul, Kitap Dünyası Yayınları.
Dedeoğlu, Azad (2021b). “Kıpçaklara Mensup Kafkasya Halklarına Kısa Bir Bakış”, Uluslararası Ahıska Araştırmaları Dergisi, Cilt 1, Sayı 1, ss. 16-31.
Dedeoğlu, Azad (2024). “Gürcü Türkolog Sergi Cikia’nın Matbû Hale Getirdiği 1595 Tarihli Ahıska Tahrir Defteri Üzerine Bir Değerlendirme”, Sürgünün 80. Yılında Ahıska Türkleri: Tarihi Gerçekler ve Süregelen Mücadele, ed., Rasim Bayraktar - Leyla Derviş, Ankara, Astana Yayınları, ss. 286-318.
Defter-i Mufassal Livâ-yı Ahıska, (1595). Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü (TKGM) Kuyûd-i Kadîme Arşivi, No. 130.
Defter-i Mufassal-i Vilayet-i Gürcistan, (1947). haz., Sergi Cikia, Tiflis, Gürcistan SSR Bilimler Akademisi.
Karamanlı, Hüsamettin M. (1996). “Gürcistan”, Diyanet İslam Ansiklopedisi, İstanbul, XIV, 311-312.
Kırzıoğlu, M. Fahrettin (1969). “Bir Kitabın Anatomisi”, Millî Işık: Aylık Fikir Dergisi, Sayı 28, ss. 10-13.
Özkan, Ahmet Melaşvili (1968). Gürcüstan: Tarih Edebiyat Sanat Folklor, İstanbul, Aksiseda Matbaası.
Soydan, Ersoy (2023). “Geçmişten Günümüze Türkiye Gürcülerinin Yayıncılık Faaliyetleri ve Çveneburi Dergisi İncelemesi”, Yeni Çağda Dönüşen Gazetecilik-Gazetecilikte Yeni Yaklaşımlar, ed., Erdem Güven, İlknur Kılınç, Eğitim Yayınları, ss. 87-114.
Togan, Zeki Velidi (1981). Umumi Türk Tarihine Giriş, İstanbul, Enderun Kitabevi.
Uludağ, Süleyman (2016). “Acara”, Diyanet İslam Ansiklopedisi, İstanbul, Ek-I, 32-34.
İnternet:
Url-1: https://shangulishialiihsanaksamaz.blogspot.com/2020/04/gurcu-aydnlarnn-yaynclk-faaliyetleri.html, (Erişim tarihi: 12.09.2025).
Url-2: https://tetripiala.wordpress.com/2016/10/05/eski-cveneburi-dergisi/, (Erişim tarihi: 14.09.2025).
Url-3: https://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%87veneburi, (Erişim tarihi: 16.09.2025).
Url-4: https://dspace.nplg.gov.ge/bitstream/1234/230421/1/Chveneburi_1993_N2-3.pdf, (Erişim tarihi: 19.09.2025).
Url-5: https://dspace.nplg.gov.ge/bitstream/1234/230422/1/Chveneburi_1993_N4-5.pdf, (Erişim tarihi: 19.09.2025).
Url-6: https://dspace.nplg.gov.ge/bitstream/1234/230432/1/Chveneburi_1994_N10.pdf, (Erişim tarihi: 19.09.2025).
NOT: Makale, Ahıska Mücadelesine Adanan Bir Ömür: Enver Odabaşev’e Armağan adlı eserde kitap bölümü (V. Bölüm) olarak yayımlanmıştır.









